3 Ağustos 2015 Pazartesi

Bir psikolojik vakıa örneği olarak; "Öğrenilmiş Loser'lık"

Galiba midem bulanıyor. "Aman Tanrım!" diyorum kötü çevrilmiş Amerikan dizilerindeki gibi. Aslen tamamen ambale olmuş bir halde ve aralıksız iki dakika boyunca tavana bakıp "Shit! Gooood-daaamn! Oh my fucking God!" falan demişim mesela ama çevirince en temel haliyle "Aman Tanrım" demişler gibi. Kafamın içinde genelde ingilizce konuşuyor olmam gibi minik bir ayrıntı olmasa belki kendimi daha net ifade edebilirdim ama genelde toplum ahlakımızın bekası için böyle eksik ve dandik çeviriler yapmak benim de işime geliyor, yalan yok.

Neyse konumuz bu değil. "Aman Tanrım" diyerek tavana bakıyorum. Bazen bir kitap okursunuz ve işte tam da böyle olur. Nakavt halde tavana bakıp koca bir hayat dilimini gözden geçirmek zorunda kalırsınız. Çünkü insanlar böyledir. Bir imaj isterler. İnsanların gözünde iyi görünecek, afilli bir imaj. "Bunu ben asla yapmam mesela" deme yavşaklığında kesinlikle değilim, yanlış anlaşılmasın. İçinde "asla" geçen cümleler hakkında dikkatli davranmanız gerektiğini de bilahare başka bir yazıda anlatabilirim ama konuyu dağıtmamam gerek.

İmaj genel hatları ile aslen 2ye ayrılır, veya ayrılmalıdır. Sahip olunan imaj - yansıyan imaj. Fakat bazen işin içine bir de arzu edilen imaj girer ve burada kişinin üstün rol kabiliyeti yahut gerçekten de her nasılsa arzu edilene dönüştüğüne yönelik olarak zamanla evrilen bireysel eğilimi faktörlerinin de devreye girmesi ile ortaya tezat bir görüntü çıkar. Sonrasında iyi niyetinizle veya buna yakın temenninizle karşınızdaki kişinin de sahip olduğu ve yansıttığı imajın denk olduğunu düşünüp, bahsi geçen kişinin "gerçek" olduğuna inanırsınız. Bu durum karşı tarafın bariz bir falso vermemesi halinde uzun müddet devam eder, belki kimseye bir zararı da olmaz, veya olur, depends on the circumstances.

Sonra bir gün bir kitap okursunuz veya bir film izlersiniz veya bir durduk yere olmadık bir sikim olacağı tutar işte ve parçalar birleşir. Kalakalırsınız.

Yani şahsa münhasır bir yetenek ürünü olduğuna inanıp hayran olduğunuz tablo, aslen her nedense ünü az duyulmuş ama güzelliği aşikar bir Edvard Munch tablosunun kötü bir kopyasıdır. Sonra "ulan hassiktir, böyle işin de amına koyamayacaksak nereye koyarız?" diyip tavana bakarsın. Ressam bilip tapındığın insan aslında cin aliden sonrasını bilmiyormuş da önüne ne koyduysa arakmış? Tablolarındaki melankolik pesimizmi aslında mevcut tablolara instagram filtresi atmakla yakalamış mesela? Ciddi ciddi öğrenilmiş bir loserlıkmış aslında?

"Ulan" diyorum bir kere, çok değil yahu hepi topu bir kere, psikolojisi normal bir insan ile karşılaşalım? Sonunda da kafayı kırarız gene illa ki lazımsa, ona da peki ama bari kendi dilimizle konuşalım? Oh may gad demek istiyorum yahu, aydınlanışlarım bir seferinde de hayra alamet olsa kıyametten kuşku edip yaşama daha bir sıkı tutunacağım belki ama olmuyor, Allah belamı versin ki olmuyor lan..

"Hangi gerçek ne kazandırdı da sapına kadar dürüstlüğün şakşakçısısın be Kamil?" diye sual eden olursa onlara cevabım "teorin hatalı çünkü sapım yok, istersen soruyu bir daha düşün tatlıms" olacak. Sapım yok, çöpüm yok, evet bilhassa son dönemin en çöpsüz üzümü olduğumu fark ettim. Aklınızda bulunsun, "yeterince uzun bir müddet ve yeterince uzağa gideceğini taahhüt eden insan" kadar çöpsüz bir üzüm türü yok. Çekirdeksiz üzüm, şaraplık fransız kırmızı üzümü, napolyon kirazı, washington portakalı, malatya kayısısı, siktir edin. Evet hepsini bir kalemde siktir edin! Bir kimseye yeterince uzun süre görüşmeyeceğini delillerle taahhüt etmiş bir kimse kadar cezbedici bir canlı türü yok. Buna hayvanlar ve bitkileri de dahil ettiğim hususu zannediyorum ki fark edilmiştir.

Bu bilgiyi neden verdim derseniz, uzun bir süre ortalıktan kaybolacağımı belirttiğimden beri telefonum susmuyor, mesaj kutum yoğunluktan felç geçirdi, randevu defterimi duruşma defterimden daha dolu hale getirmeye topluca and içmiş gibiler.

Kullanın yani aklınızda olsun. Çocukluk aşkınızdan yeni evlenen eski sevgilinize kadar geniş bir skala ile iletişim kurmanızın yolu facebook profili açmak değil, cümle aleme ortadan kaybolacağınızı yeterince yüksek sesle söylemenizdir. Twitterda fenomenseniz belki bu bahane ile tercihinize göre değişmek kaydıyla kate upton'ı veya nick bateman'ı filan bile tavlayabilirsiniz, o kadar diyorum. Atın fava bekleyin.

Mevcut durumu her geçen gün insanlık daha bir midemi bulandırdığı için yazık ki fırsata çeviremiyorum. Ama bu tekniği ilk keşfeden insan olarak adımı tarihin hiç değilse buralarda bir yerlerine yazmak istedim. Egomu gizlemiyorum evet, egolar hepimizin, nasıl kullanacağını bildikten sonra kein(e) problem (problemin artikeli neydi?), neyse yemişim almancasını da, this is how we do. Hadi Allahaısmarladık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder