31 Temmuz 2015 Cuma

yazamayışlarda yazdıklarım yazdıklarım toplamından çoksa sorun bende mi?

Sanırım B12 almaya başlamanın vakti gelmiş. Bu kuytu köşeler için aklımsıra kimsenin aklına gelmeyecek aptirik şifreler filan seçerek kendimce 2000li yılların başında pek lüzumlu ve günümüzde işlevi tartışmalı bir güvenlik önlemini aldığımı düşünüyorum ama her "şifrenizi unuttunuz mu" sürecinde öyle gerzek şeyler seçiyorum ki bazen kendi hafızam bile bu gereksiz bilgiyi hatırlamak zorunda kalmaktan rahatsız oluyor. Neyse.

Tepemde bir sivrisinek uçuyor. Tanrım diyorum, lütufların karşısında duyduğum derin şükran ve sadakatin bir nişanesi olarak cesurca başımın üzerinde gezinen şu yaratığı öldürmeyeceğim, hatta şayet arzun bu yöndeyse beslenme ihtiyacını gidermesine dahi yardım edebilirim. Ama ne olur, ne olur şu vızıldanmayı kessin, düşünme yetimi kaybediyorum.

Bir şeyler yazabilmem gerekiyor. Neden hep yolda yürürken akla gelir kallavi cümleler? Veya metrobüste giderken? Ele kağıt kalem gelince yazdıklarım neden bir boka benzemiyor? Öyküdeki herif "hadisene be" diyor, "kalakaldım burada piç gibi, adamakıllı bir sebebin yoktuysa ne bok yemeye yazdın beni?" Derhal itiraz ediyorum umutsuzca. "Hayır!" diyorum "Allah belamı versin ki öyle değil, yeterince iyi olmuyor sanki. En iyisini istiyorum senin için ama elimden daha iyisi gelmiyor sanki..?"

Yarım kalmış milyon tane hikayem var belki, hiçbiri yeterince iyi olmuyor sanki, sonra yetimhaneye bırakıyorum hepsini birer birer. Yaratıcımız da böyle midir acaba diyorum sonra. Yani bir hevesle bir karakter yaratıp sonra da "yok yok vazgeçtim, bu da bir şeye benzemeyecek, aman canım herkesle de ben mi uğraşacağım, ne hali varsa görsün denyo" falan mı diyor acaba?

Hayatımdaki belirsizliklerin sorumluluğunu bütünüyle birine devretme şımarıklığını gösterecek kadar densiz değilim. Allah biliyor ya aslen şanslı bile sayılabilirim. Serzenişlerden manasız bir zevk alıyorumdur belki. Her güzelin kusuru canım, bu da benimki belki? Böyle de kendime yontarım, yalan mı canım, Allah esasen hiç kayırmamış değil ama tatmimsizliklerime ufak bir düzeltme yapmak lazımmış, fabrika ayarlarım yetersiz kalmış.

Ne diyorum gene yahu, asıl demek istediğim şeyler hariç her şeye dilim dönüyor. Yazamayışlarım sinsi bir yılan gibi arkamdan geliyor, kuytu bir köşe buldu mu tek hamlede öldürecek. Akşam karanlığı yavaşça yaprakların yeşiline gri puslar düşürür, gölgeler giderek daha bir büyürken Tekin, belki hayatının en önemli sınavına hazırlanıyordu. İyi hoş da işbu sınav kime ne fayda edecek? Bir gün "Kafka-olmaya-öykünecek-kadar-kendini-bilmez" biri olmaya kalkışacak olursam çekip vurmanıza müsamaha göstermem gerekebilir. Hiç değilse kendime duyduğum derin bağlılık hasebiyle bu eğilimlerden uzak durmam icabeder. Fakat yalnızca etrafındaki hayata dair neredeyse hiçbir sike kafası çalışmayan, hayatlarının tekdüzeliğini janjan kapaklı plaj kitapları ve bol zenginli, realite yoksunu türk dizileri ile gözardı etmeye uğraşan ve ne yazık ki sayıca üstünlükleri dolayısıyla olağan karşılamamız beklenen bir halka hitap etme ihtimalinin korkusu da günlerdir uykularımı piç etmekle meşgul.

Biyolojik kaçınılmazlıkları bir kenara koyarsak, kendi varlığımızı bile açıklayabilecek akla yatkınlıkta bir sebep sahibi değilken, kendi yaratma cüretinde bulunduklarımızın varlıklarına anlam yüklemek hayli zor. "İnsanlığa katacak farklı bir şeyim yoksa neden yazmalı?" da diyebilirim ama kendime yüklediğim manada abartıya kaçar. O yüzden demiyorum.

"Bir amaca beden vermek için yazmak yerine yazma arzusunu meşru kılmak için amaçlanmaya çalışmak"tır belki işin hastalıklı yanı, bilemiyorum. İçimde birikmiş kelimeler bir gün bir sivilce olarak fırlarsa sıkarak kurtulabilirim, her ay yumurtalıklarımda birikip düzenli olarak bacaklarımın arasından akmalarına da hiçbir itirazım yok esasen, ama kabul etmiyorlar. Tekin beni çağırıyor, "siktirtme kanından da, gel bir şey konuşacağız, sakinim, valla bak" diyor. "Hayırlısı be gülüm" diyorum, "tepemdeki hilkat garibesini öldürmeden de düşünebilmeyi becerebilirsem sana en dönülmezinden söz olsun ki, bu sefer çözüyoruz.."