8 Mayıs 2016 Pazar

Gitsem gidemem, kalsam kalamam, seçsem seçemem, şaştım bu işe!

Gelirken orayı bırakıyorum diye, giderken de burayı bırakıyorum diye hüzünleniyorum. Her kafadan ayrı ses çıkıyor, bir hal çare danıştığım insan sayısı arttıkça kafamda taşlar oturacağı yerde daha beter saçılıyor. Bundan sonrası hep böyle olacak sanırım. Her ikisini de uzakken kemiklerime kadar özleyip, vardığım zaman da beni diğerinden alıkoyduğu için bir o kadar nefret edeceğim. Seçeneklere sahip olmak güzel elbette, nankörlüktür belki bu ettiğim ama gözüm de her daim midemden daha açtır benim. Her şey dahil otele gidip açık büfede iskenderden ıstakoza kadar her şeyi aynı tabağa doldurup sonrasında hiçbirinin ne tadını ne de keyfini alan tiplerdenim ben. Her seferinde sonunu bilsem de dolduruyorum tabağa ne varsa. Hayatı da öyle yaşamaya çalışıyorum sanırım, ondan mı oluyor bunca karmaşa bilemiyorum.. Benim de kusurum bu belki. "Aslen doğa harikasıyım ama tek kusurum da bu işte, idare ediverin" dermişim gibi oldu. Belki de öyleyimdir ama canım. Tevazuumu koruyacağım diye kendimi azımsayacak da değilim.. :)

Sihirli bir tür değnek bekliyorum galiba bir de. (Kusurum birdi iki oldu, hadi bunu da idare edin.) X şey olursa hayatım düzene girecek, dert tasa tümüyle bitecek falan gibi uçuk fantezilerim var. Yıllardır bu böyle oldu. Bu telkinleri daha çocukluktan kafamıza yerleştiriyorlar sanırım.

- Anadolu lisesini kazan tamamsın!
- Üniversiteye bir gir de sonra ne zaman biterse biter..
- Plaza avukatı olsan senden iyisi yok!
- Bizim memlekette hak hukuk kalmadı tabi ama bir Avrupa'ya bir kapak atsan sonra ister dönerci ol ister çiğ köfteci!
- Hele bir zengin kocayı bul, Allah şahidim ki senden iyisi Şam'da kayısı!

Hadi çocukken bunlara saflıktan inanıyoruz, ergenlikte de ergenlik diye belki ama yetişkinken nasıl inanıyoruz bilemiyorum. DNA öyle şekilleniyor da sonra istesek de sistemden atamıyoruz galiba. İnsana anti virüs de yükleyemiyorsun, sonra uğraş dur.. Hiç akıllanmadım, bu saatten sonra da iflah olmayı pek beklemiyorum. Objektif olmak hayatın gereği ama kolaycılık da damarlarımda akan asil kanda mevcut. Türküm, doğruyum(?), çalışkanım(?). (Soru işaretli tanımlamalardan tek su götürmeyeni ilki ama keşke o şaibeli olaydı da diğerleri kesin olaydı. Neyse bir bildiği vardır herhalde, Allah'ın işine sual olmaz.)

Hayat hiçbir zaman tam olarak düzene girmiyor galiba. Gerçi her şey birden bire tümüyle yoluna girecek olsa belki o zaman da tekdüzelikten şikayet ederdik. Akışına bırakıyorum öyleyse diyorum, "Sanki başkaca bir yolun var.." diyip dalga  geçiyor beynimin bir tarafı. "Savaşmıyorum işte!" diye itiraz ediyor sonra diğer taraf. Bir seçim yaptıysam geriye dönmeyeceğim, düşünmeyeceğim. En zoru o seçimdir çünkü. Bir kez başardıysan ardına bakmamalı, baktıkça ardında bırakmak için bunca vakit çırpındıkların kazanacak çünkü. İzin mi vereceksin? Hayır.

Aslen benden güzel yaşam koçu olurmuş da kendi kendime verebileceğim tek koç, kurbanda kesilecek olan koç ama ona da param yetmiyor. Ben de kendime havuç kesiyorum. Faydası çok zararı yok, aklınızda olsun, kıps!