2 Ağustos 2016 Salı

Fazla ovmalık lambası olan varsa paslasın, taze çıkmış 3 dileğim var. . .

Selam sana dünyalı, bu yazıyı okuyorsan bugün de yaşıyorsun demektir, derin bir nefes al ve düşün mesela, ne mutlu sana!..................... <3 <3 <3

--spoiler allert!!--
Yakın dönemde gerçekleşen kısa vade hayat ideallerimin gazıyla ideallerimi evrene daha berrakça ifade etmeye giriştim. Bunun sonucunda işbu yazı evrenle benim aramda bir köprü niteliğinde olup, "bize ne yani bu densizin idealar dünyasından" diyen yahut diyebilecek olanları şimdiden sakince ekranın sağ üst köşesinde bulunan çarpı (x) işaretine basmaya yönlendiriyorum. Açık açık spoiler da verdim, sonra pişkin pişkin "nerden geldim ben buraya?" demeyin.
--spoiler bitti--

Öhöm, öhöm! Anlamayanlar için altyazı geçmem gerekirse, hali hazırda olumlu düşünme ve evrene pozitif mesaj verme çalışması içindeyim. Dünyalı nesildaşlarıma ilk mesajım gerçekçi göründü mü bilemiyorum, havaya girme prosesimiz devam edecek, bu işte yeniyim!

"Olumlu düşün olumlu olsun", "Senin çakraların mı kapanmış acaba?", efendime söyleyeyim "Peki ama reikiden ne haber?" gibisinden söylemlere bu ara biraz kulak kabartayım dedim ama sizin de bildiğiniz yahut bilmeyip de tahmin ettiğiniz veya belki de çakralarınız kapalı olduğundan(!) algı alanınıza henüz dahil edemediğiniz üzere, biraz kolaycı da bir insanım ben. Kırk günlük iki posta nefes egzersizleri, yoga kurslarına başlamak, çakra açılışlarındaki şok etkisiyle oluşabilecek bilumum mental tahribatlara göğüs germek vesaire şeyler derken tıpkı sizin gibi ben de (algı dünyam son derece açık olduğundan ötürü sizin aksinize ben, sizi hissedebiliyorum, ni-ha-ha!) bunca şeyi yapıp deneyimlemek şöyle dursun, daha okurken yoruldum. Biraz deli saçması da geldi galiba bilemiyorum ama geride kalan yirmi beş yıldır değişmeyen kolaycılığımla angarya tarafları komple bir kenara bırakıp, işi en basit tarafından ele alarak "ne düşerse kar" mantalitesiyle, kalbim kadar temiz bu sayfaya kalbimin temizliğini yansıtır bir dilekçe yazmakta bir beis olmadığına karar verdim. Zira yukarıda da belirttiğim üzere, geçen gün bir hevesle maddeler halinde sıralayıp çekmecenin tekine tıkıştırdığım hayat ideallerimin birinci maddesi gerçekleşmiş, ikincisinde de epeyce yol kat etmiş bulunuyorum. İnsan ister istemez spritüal bir şevke geliyor.

Neyse ne diyorum, idealler. Size gerçekleşen idealimle alakalı kendimce müjde, sizin için ise üzücü bir haber verecek olursam; daha uzun süre yurtdışında kalacağa benziyorum zira yöre sakinleri arasındaki akademik çevrenin ilgisini çekmeyi başardım. Bir süre daha maalesef benden fiziken mahrum kalacaksınız yani. Sizin adınıza gayet bedbaht olmamla birlikte, kendi adıma saadet içinde olmamı da mazur göreceğinizi umuyorum. Öte yandan durmak yok yola devam da demek lazım.



Sevgili evren;

1) Günümüz Türkiye'sinde mütemadiyen yükselen Euro kuru ile yurtdışında kendi yağıyla kavrulan bir öğrenci olabilmek şüphesiz bildiğin üzere her geçen gün daha bir zorlaşıyor. Güzide ekonomimize yakın dönemde bir stabilizasyon vadedemediğin varsayımıyla bari bana bir burs, bir iş, efendim bir staj, kısa vadede olmasa da dayanılabilir vadede ekonomik gelecek vadedebilen bir sosyal sorumluluk projesi falan kapısı ayarlasan diyorum. "Dünya barışı"na göre çok daha makul, mütevazı ve bir o kadar mümkün de bir talep, gereğini arz ve başıma bir şey gelmeyecekse talep ediyorum? Pliiz? Bitte? Yap bi' güzellik? :-*

2) Kendimi çok bilmiş göstermek istemiyorum ama şu canına yandığımın ülkesinde hem miyop hem astigmatım olmasına rağmen çıplak gözle dahi görebildiğim, taş çatlasın "Acun ağğbey biz dooççlanttan geliyoz, Şututgart!" seviyesinde IQ ve genel kültür sahibi insanların, her ne kadar artikel konusunda fiyasko olsalar da genel bağlamda, bilhassa bana kıyasen, sular seller gibi Almanca konuşabilmesine karşılık; benim mükemmeliyetçi gramatik endişeler neticesinde hala "ehem ehem, ich hätte ... (hasiktir hatte miydi yoksa lan? yok yok o geçmiş zamandı, hätte rica şeysi, tamam sakin), gerne (gerne bir pleasure belirtisi, kibarlık için lazım, odun gibi görünmek istemiyorsan gerneyi unutma evet, aferin, harikasın kızım!) ... einen (bi' dakka şimdi akkusativ mi bu acaba yoksa dativ mi? ben istiyor bir şey, soru kelimesi 'ne', tamam o zaman akkusativ, e peki artikel kesin 'der' miydi? 'der' daha kulağa yatkın sanki, neyse söyledin artık bozma, aynen devam!) ... schwarzen (unbestimmter artikelden sonraki sıfatta akkusativ in ekini koyuyor muyduk? koyuyorduk herhalde böyle daha doğru sanki? söyledin artık zaten 22 saat oldu cümleye başlayalı, garson yaşlanmadan bitirmem lazım, el insaf!) ...  Tee... (burada cümleyi bitirirken bir şey daha demek lazımdı ama ne diyorduk? heh hatırladım!) ... BITTE (nihayet bir tam cümle kurdum, Allah sana çok şükür!)" levelinde olmam nasıl içimi parçalıyor bilemezsiniz. Dikkat ettiyseniz takriben 15 dakika sonunda kurmayı başardığım cümle yalnızca alelade bir garsondan bir adet siyah çay istemek (Ich hätte gerne einen schwarzen Tee, bitte). Hemen hemen her şeyi anlıyor olmam ve fakat bahsi geçen gramatik kaygılardan dolayı bir cümlenin belini doğrultana kadar geçen sürede diğer herkesin devesini hendeklerden atlatıp akabinde kalan vaktiyle 100 metre koşusuna çıkarıyor olması, insan içinde ciddi algı problemleri yaşayan bir idiot gibi görünmeme sebep oluyor. Bundan sebeptir ki evrenden ikinci arzum, şu kulak dolgunluğu olayına adaptasyon sürecime hız kazandırması. Türkiye'den getirdiğim diplomamın burada hemen hemen hiçbir işe yaramamasını kısmen sindirdim gibi ama naçizane kendimi iyi bulduğum dil bilgim ve kelime dağarcığımı da neredeyse hiçbir şekilde kullanamıyor olmanın acısını sindiremediğim gibi, sindirebileceğimi de zannetmiyorum. Sistem acımı duyduysa bu konuda da gelişme bekliyorum. Yine de beklerken nefesimi tutmuyorum tabi, hayırlısı. Her şeyin başı sağlık.

3) Aç gözlülük olmayacaksa bir de sevdiceğimle sürdürmekte olduğumuz gayet seviyeli birlikteliğimizi ("seviyeli birliktelik" tanımından şahsen hiçbir şey çıkaramıyorum ama iyi giden bir birlikteliği tarif etmek için muhakkak kullanılan bir tabir olduğundan ötürü ben de toplumun ihtiyaçlarını karşılamak kaygısıyla kullanma gereği duydum. Ne anlama geliyor inanın ki bilmiyorum. Bence kimse de bilmiyor ama neyse çok da önemli değil zaten.) bir üst seviyeye (madem seviyeli ilişki, en azından bir üst kademesi de olduğu varsayımıyla) çıkarabilmeyi temenni ediyorum. Sevdiceğimin Türk sempatizanı olmamakla birlikte anti-sempatizanı da olmadığını düşündüğüm sevgili annesinin ortam yumuşatır türlü çabalarına rağmen, gözle görülür şekilde Türk anti-sempatizanı olan sevgili babası ile yeri geldikçe üstü kapalı şekilde sürmekte olan zıtlaşmalarımızın Türk siyasetindeki her zamankinden de belirsiz gidişata rağmen, belki bir çeşit anlayışlılık veya belki de artık konu ile muhatap dahi olmama arzusu neticesinde nispeten durgunlaştığı şu sürecin giderek daha iyiye doğru ivme kazanmasını diliyor; ilaveten siyasi gündemimizin rahatladığı (umut ediyoruz ki pek yakın gelecekte) bir günde çok sevgili müstakbel kayın valide ve kayın pederimi kazasız belasız güzide vatanımızda (bilhassa kısmen daha olaysız ve keyfe keder geçen tatil yörelerimizde) ağırlayıp, Almanlara kıyasen o kadar da uzaylı bir ırk olmadığımız fikrine alıştırabilmeyi temenni ediyorum. Bu sayede seviyeli ilişkimize seviyesizlik gölgesi düşmesi endişesi olmadan bir üst seviyeye gönül rahatıyla çıkabileceğimiz kanaatindeyim. Medeni hukuk kapsamına giren level atlamaları şimdilik ucu açık bırakmamla birlikte şayet evren bu yönde ilerlememizi salık verirse de neden olmasın diyorum, impossible da nothing yani en nihayet, diğğmi? Bu konuya da genel olarak bir el atacak olursa evrene şüphesiz ki sonsuza dek minnettar kalıciiim.

Hepi topu 3 adet talepte bulunuyorum. Bence gayet mütevazı ve tutarlıyım.
  • Bu yazıyı okudunuz ve "ben bunu neden okudum ki şimdi" diyorsanız, sizi baştaki spoiler allert kısmını yeniden okumaya davet ediyorum, yeterli uyarıyı yapmıştım.
  • Okudunuz ve "heheh güldük valla" dediyseniz trajedimle dalga geçtiniz demektir, yazıklar olsun, duygusuzlar sizi...
  • Okudunuz ve "makul" dediyseniz tebrik ediyorum, evren genel izleyicilerden gelen bu artı puanı da bir kenara yazıp gayet samimi, anlaşılır, imkan dahilinde ve de tok gözlü taleplerimi daha kısa vadede gerçekleştirecektir diye umuyorum. (Bakın "gerçekleştirir mi acaba" kısmından şüphemiz yok, olsa olsa vade konusunda şüpheliyiz, evrenle aramız iyi zira, kendisi resmen bi'tanesi <3 )
  • Ve tabii okumadıysanız, zaten bu kısmı da okumuyorsunuzdur, o yüzden size bir lafım yok.
Velhasıl her şey gönlümüzce olsun tabii ki mein liebes Publikum! Fakat eser sahibi olduğumdan, yazım dahilindeki iyi dilek ve temennilerimde kendime imtiyaz tanıma hakkımı da şimdiye dek saklı tutuyordum, an itibariyle ifşa ediyorum. Bu kadar ayrıcalığı da mazur görmeyecekseniz neyi mazur göreceksiniz allaseniz? Bakın size ayaküstü kafiye de yapıyorum, hadi gene iyisiniz! Heheh! Heh!

Neyse yine çok yazdım evet, hadi öyleyse Auf Wiedersehen'iniz! :-*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder